BİR CANI ALMAK  BU KADAR KOLAY MI?

426683

Bir annenin babanın yıllarca büyüttüğü evladın hayatı, bir anlık öfkeye nasıl kurban edilir?
Ali GÖKDAL yazdı
Bir can bu kadar kolay mı alınır?
Bir anneyi düşünün…
Daha karnındaki bebeğinin varlığını ilk öğrendiği gün başlar hikâyesi. İlk mide bulantısı, bebeğinin karnında hissettirdiği ilk tekmesi, doğum sancıları, saatler süren bekleyiş ve ardından duyduğu o ilk ses… Bebeğinin ilk ağlaması.
Sonra ilk emzirme, ilk kıyafet, ilk uyku…
Bebeği ilk kez hastalandığında duyduğu endişe, sabaha kadar başında beklediği uykusuz geceler…
İlk emekleyişi, ilk oturuşu, ilk kez “baba” deyişi, ardından annesinin yüreğini sevinçle dolduran o iki kelime: “Anne, anne…”
İlk adımı, ilk düşüşü…
Elinden tutup sokağa ilk çıkardığı gün, yürümeyi öğrenirken dizini yaraladığı an, avuç içindeki küçücük bir sıyrık için döktüğü gözyaşları…
Çünkü anne için evladının en küçük acısı bile dünyanın en büyük derdidir.
Günler geçer, yıllar geçer. O küçücük bebek büyür. İlkokula başlar, ortaokulu bitirir, liseye gider. Derken üniversite kapısından içeri girer.
Anne için her yeni yaş, yeni bir heyecandır. Her başarı bir gurur, her ayrılık biraz hasrettir.
Çocuğu evden uzaklaştığında telefonu elinden düşmez. Her gece arar, sesini duymak ister.
“Kızım, nasılsın? Yemeğini yedin mi? Üşüyor musun? Bir ihtiyacın var mı?”
Belki aynı soruları her gün sorar ama anne yüreği işte… Bir kez daha duymak, bir kez daha sesine sarılmak ister.
Bir anne, küçücük bir canı kocaman bir insana dönüştürmek için ömründen ömür verir. Kendi uykusundan, kendi rahatından, kendi hayallerinden vazgeçer. Evladının geleceği için mücadele eder.
Peki, bütün bu emekler, bütün bu gözyaşları, bütün bu hayaller nasıl bir anda yok sayılabilir?
Bir insan, kendisine karşılık vermiyor diye, istediğini yapmıyor diye, sevgisine karşılık bulamıyor diye başka bir insanın hayatına nasıl son verebilir?
Bir ömür nasıl bir anlık kararla söndürülür?
İlçemizde yaşanan ve tüm ülkeyi yasa boğan 22 yaşındaki Sevda Dinler’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay, insanın yüreğine ağır bir soru bırakıyor.
Daha hayatının baharında, yaşayacağı nice güzel gün varken…
Belki kuracağı bir yuva, gerçekleştireceği hayalleri, annesine anlatacağı güzel haberleri vardı. Belki de ailesi onun geleceği için nice umutlar besliyordu.
Ama şimdi o evde bir telefon daha çalmayacak. Bir anne, kızının sesini duymak için telefonu eline aldığında karşısında evladını bulamayacak.
Bir kapı açıldığında “Kızım geldi” diye sevinemeyecek.
Bir bayram sabahı kızına sarılamayacak.
Bir anne için evladını kaybetmek, yalnızca bir insanı kaybetmek değildir. Onunla birlikte geleceğini, hayallerini, yarınlarını ve ömrünün bir parçasını da kaybetmektir.
Ya baba?
Bir babanın acısını anlatmaya kelimeler yeter mi?
Belki kızını ilk kez kucağına aldığı günü hatırlayacak. Küçücük ellerini, ilk adımlarını, okul çantasını sırtına taktığı sabahları düşünecek. Bir zamanlar elinden tutarak yürüttüğü kızının, artık elini tutamayacağını kabullenmeye çalışacak.
Belki de içinden binlerce kez aynı soruyu soracak:
“Benim kızıma bunu nasıl yaptılar?”
Ve o sorunun cevabı hiçbir zaman bir babanın yüreğindeki boşluğu dolduramayacak.
Sevda Dinler’e Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır diliyorum.
Unutmayalım: Bir insanın hayatı, bir başkasının öfkesinden çok daha değerlidir.
İnsan olmak, bir başkasının hayatına sahip çıkmayı bilmektir.

Exit mobile version