Son günlerde bölgemizde, küçük büyük birçok ilçemizden hissedilen yaklaşık 100 deprem peş peşe meydana geldi. Bu depremler hepimize bir kez daha aynı gerçeği hatırlattı: Deprem
Deprem gerçeğini unutarak şehir planlanmaz.
Şimdi bu kenti yönetenlere soruyorum:
Hâlâ “yatay mimariden vazgeçelim, daha çok katlı binalar yapalım” diyen var mı?
Ben mimar değilim.
Mühendis değilim.
Kendi çapında bir gazeteciyim.
Yıllardır Kozan’ın sokaklarını, mahallelerini, sorunlarını ve geleceğe dair beklentilerini takip ediyorum.
Benim gördüğüm şu: Kozan’ın geleceği daha fazla beton, daha fazla kat ve daha sıkışık yapılaşma olmamalı.
Kozan’ın kendine özgü bir coğrafyası, dağları, vadileri, tarım alanları ve şehir dokusu var. Elbette şehir büyüyecek, konut ihtiyacı artacak ve modern yapılar yapılacak. Ancak şehir büyürken aklımızı ve tedbiri de büyütmek zorundayız.
“Dikey mimari kesinlikle tehlikelidir” demiyorum. Bir binanın güvenliği yalnızca kat sayısıyla ölçülemez. Zemin, proje, malzeme, mühendislik, yapı denetimi ve deprem yönetmeliğine uygunluk büyük önem taşır.
Benim itirazım başka:
Kozan’ın geleceğini gökdelen mantığıyla şekillendirmeyelim.
Çünkü mesele yalnızca deprem değil.
Trafik var. Altyapı var. Otopark var. Yeşil alan var. Tarım arazileri var. Şehrin kimliği ve silueti var.
Bugün 5 kat yaptığımız yere yarın 10, öbür gün 15 kat dikerek şehir planlanmaz.
Şehir yalnızca binalardan ibaret değildir.
Şehir; insandır, sokaktır, ağaçtır, meydandır, nefes alanıdır, yaşamdır.
Ben bir gazeteci olarak Kozan’ın geleceği adına açıkça söylüyorum:
Dikey mimari bence Kozan’ın geleceği için doğru tercih değildir.
Kozan büyüsün ama betonlaşmasın.
Gelişsin ama kimliğini kaybetmesin.
Modernleşsin ama deprem gerçeğini unutmasın.
Çünkü bugün vereceğimiz imar kararları, yarının Kozan’ını belirleyecek.
Ve yarın çocuklarımız bize,
“Kozan’ı neden böyle yaptınız?”
diye sormasın.
Ali GÖKDAL
Saygılarımla
Kozan’ın Geleceği Dikey Değil, Yatay Olmalı!
